Friday, September 24, 2010

27.Ulusal Bilişim Kurultayı




Bilişim 2010 - Açılış töreni ve 1. günün özeti


2010'da 'Sosyal Dönüşüm' sloganıyla organize edilen Bilişim 2010'un ilk gününü geride bıraktık

Ülkemizde düzenlenen en büyük ve kapsamlı bilişim etkinliği Bilişim 2010, 22 Eylül 2010 tarihinde düzenlenen açılış töreniyle başladı.



“Sosyal Dönüşüm” ana temasıyla gerçekleşen etkinliğin açılış konuşmalarını Türkiye Bilişim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Doç.Dr.Turhan Menteş ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer yaptı.



Doç.Dr.Turhan Menteş konuşmasına : ‘’On binin üzerinde üyesi olan ve 1971 yılında kurulduğunda adında ‘Bilişim’ sözcüğü olan Türkiye Bilişim Derneği’nin; Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Samsun Antalya Şubeleri, 20 ildeki temsilcilikleri ve 30’u aşkın üniversitedeki TBD Genç örgütlenmesi ile Türkiye’nin bilişim toplumu olması yolunda, ilerlemesini yönlendiren ve destekleyen, gönüllülük esası ile çalışan ülkemizin en büyük sivil toplum örgütü olduğunu anlatarak başladı.



Turhan Menteş konuşmasına şöyle devam etti. ’’Geçtiğimiz yıllarda Geleceği Görmek, Ortak Akıl ve Ufkun Ötesi gibi geleceğe yönelik tematik konularla gerçekleştirilen bu etkinlik evvelki sene Yakınsama ve geçen senede Teknoloji Politikaları ana teması ile gerçekleştirilmiştir. Bu sene de ana tema olarak Sosyal Dönüşüm seçilmiştir.



Ülkemiz, son 20 yıllık geçmişinde en iyi fen kafalarını bilgisayar ve elektrik ve elekronik mühendisliği ve yan alanlarında yetiştirmiştir.Bu kesim üniversitelere binde birlik dilimden girmekte ve üstün nitelikle mezun olmaktadırlar. Ancak bu nitelikli uluslararası rekabet gücüne sahip bu birikimimizi, bizler hala bir itici güce çeviremedik, bu kesim için uygulanabilir bilişim politikaları belirlemedik.



Özel belirlenmiş politikalarla bilişim sektörünün oynayacağı rol, Türkiye’nin dünyanın en büyük ekonomileri arasına girmesindeki hızını artıracak ve oradaki gücünü kalıcı hale getirecektir.



Ülkemizde büyük bir başarı ile uygulanan kamu bilişim projeleri var. Son 30 yıldır neredeyse bilişim sektörünün yarıdan fazla yatırımını yönlendirdiğimiz kamu bilişim projeleri sayesinde sağlanan kurumsal bilgi birikimini, ilgili kurumların Türkiye’nin hedef pazarlarına giderken beraberinde götürmesini sağlamak hedefimiz olmalıdır. Mernis, Vedop, Uyap, Gümrükler gibi projelerimizin çoğu gelişmiş AB ülkelerinde bile yoktur.



Bu amaçla kurumlarımızın özellikle de devlet üst yönetimi gerçekleştirdiği her türlü uluslararası ilişkilerde, bilişim çözümlerini vurgulamaları ve ülke projelerimizi ihraç etmek amacıyla yönlendirmeleri gerekmektedir. Bu çalışma, sektörümüzün yurt dışındaki etkinliğinin artmasında büyük bir rol oynayacaktır. Bu projeler gelecek getirileri öngörülerek, hazır projelerimiz teknolojik veya hibe yardım olarak sunulmalıdır.



Bunun için de kamunun iş yapma alışkanlıklarını değiştirecek değişikliklere gidilmesi de kaçınılmazdır.



Bir diğer hedef kamunun belirlediği hedefler doğrultusunda ihtiyacı olan bilişim teknolojileri çalışmalarınında kamu-özel sektör ortaklığı modelinin etkinleştirilmesi ve yaygınlaştırılması olmalıdır. Bu konuda son iki yılda ortaya çıkan durum süratle değerlendirmeli rekabeti önleyici yapılanmalardan kaçılmalıdır.



Yazılım sektörünün stratejik bir sektör olarak ele alınması hayati öncelik taşımaktadır. Ülkemizin diğer stratejik sektörlerinden farklı olarak; yazılım sektörü, uluslararası rekabetçilik için bir fırsat sunmaktadır. Bu fırsat, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal gelişiminde büyük önem taşıyacaktır. Bu nedenle YASAD sunumunun tarafınızdan iyi değerlendirileceğini umuyorum’’



Bilişim etkinliklerinde geleneksel olarak yayınladığımız yıllık Değerlendirme Raporumuz, bu yıl da 89 özel sektör, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının üst düzey yöneticileri ile akademisyenlerin ortak görüşü ile hazırlandı. Rapor baskısı yetişirse bu akşam dağıtılacak. Bu raporun en önemli özelliği bir izleme raporu olması ve bir yıl sonraki hedefleri de belirlemesidir. Bugün zaman kısıtı nedeniyel söyleyemediğim tüm konular bu raporda yer almaktadır.Bu raporun karar vericiler tarafınan gereği biçimde değerlendirileceğini umuyoruz’’



Açılışta konuşan Bilgi teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, kurumları ve Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde gerçekleştirilen bilişim projelerine değindi ve Bilişim sektörünün stratejik ve öncelikli bir sektör olarak kabul edilmesi gerektiğini vurguladı.Ve özellikle üniversitelerin bilişim sektörüne daha fazla katkı vermesi gerektiği konusunda dikkat çekti.

Açılış tören içinde TUBİSAD ve Türkiye Bilişim Derneği tarafından düzenlenen Bilişim Hizmet Ödülleri töreni de yapıldı. Yapılan törenle, Prof.Dr.Bülent Sankur’a Yaşam Boyu Hizmet Ödülü verildi. Prof. Sankur yaptığı konuşmada özellikle Bilişim terimlerinin Türkçeleşmesi ve bu konudaki duyarlılığın artırılmasına değindi ve üniversitelerdeki Bilişim projelerinin bir yapı altında toplanması konusundaki isteğini dile getirdi.



Açılış gününün ilk konuşmacısı Prof.Dr.Peter Levin oldu. Profesör Levin, konuşmasında, Beyaz Saray tarafından başlatılan Açık Devlet ( Open Government Inititative at White House ) inisiyatifinin hangi ilkeler doğrultusunda ve nasıl kurulduğunu ve şu ana kadar almış oldukları sonuçları anlattı.



Son konuşmacı Sunay Akın ise bilişim toplumu olmak için önce kendi değerlerimizi sorgulamamız gerektiğini vurguladı. Ve ağırlıklı olarak "Bakmak ile görmek farklı şeylerdir" teması üzerinde durdu. Sunay Akın konuşmasını bitirdikten sonra kokteyle geçildi. Böylece ilk gün sona erdi

Friday, September 17, 2010

Oyun Yazmak

Öncelikle, bir bilgisayar oyunu yapabilmek için neler gereklidir neler değildir. ne bilirsen yaparsın ne bilirsen yapamazsın bi bakalım.

sadece programlama bilmek oyun yazman için yeterli değil. çok başarılı bir bilgisayar programcısı olabilirsin. ama uzay geometrisi hakkında bilgin yoksa yada yeterli değilse, oyun yapmaya kalktığında yapabileceğin iki şey vardır. ya başkalarının yazdığı kodları bir araya getirmek, yada debelenmek.

sadece 3d grafik editörleriyle 3d objeler veya sahneler yapabiliyor olmak oyun yapabileceğin anlamına gelmez. 3d oyunlar özellikle, bir ucundan matematiğe bulaşmak demek. çok ileri olmasa bile bir çok şeyi bilmen gerekir. vede yazılım konusunda algoritma denen, programların akış mantığını kurabilme ve geliştirebilme yeteneklerinin uzmanlık seviyesinde olması gerekir.
bütün bunlara sahip olsan bile, bir bilgisayar oyunu yapabilmek için bunlardan daha önemli birkaç şeye daha ihtiyacın olacak.


1. senaryo!
2. anlatım ve kompozisyon yeteneği
3. sinematografi ve kurgu.
4. ses....
bilgisayar oyunları yapmaya kalkan insanlar ses olgusunu neden hep umursamaz davranır? görüntü ve hareketler ses olmadan br işe yaramaz. en sevdiğiniz bilgisyar oyununu sesi kapatıp oynamayı deneyin. ne zevk alırsınız?
6. uzman seviyede donanım bilgisi
7. ticari düşünüyorsan satış ve pazarlama yetenekleri.
8. ticari düşünüyorsan hak hukuk kanunlar ve izinler hakkında bilgiler. ( bunu bir danışmanla da halledebilirsin )
9. ......
falan filan..

tabi böyle bir ekiple dünyaya hitab edecek bir oyun geliştirebilirsin.
ama evde kendi başına yapmak istediğinde nelere ihtiyacın olacak bir bakalım
herşeyden önce yazılım bilgisine..

hangi yazılım dilini kullanmak lazım?

aslında windows api´lerini kullanabilen herhangi bir yazılım dili ile 3d oyun geliştirebilirsin. windows apilerini kullanabilen yazılım dilleri genelde oyun gibi karmaşık yazılımları geliştirmeye yetecek özellikleri barındırırlar.
ama hangisiyle yazarsak ne olur bir bakalım.

visual basic = küçümsenmemesi gereken bir yazılım. ancak unutmamak gerekir ki, 3 kuruşluk işi 5 mb´lik exe haline getiren ve tamamen windows form uygulamaları yazmak için geliştirilmiş bir yazılım dili olmasından dolayı, ve bu tip uygulamaların çok yüksek işlemci performansına ihtiyaç duymayacağı göz önüne alınarak donanımı kullanma ve aç gözlülük özelliklerinin bastırılmasına pek dikkat edilmemiş ve böylece kolay geliştirilen yazılımlar yapabilme yeteneği kazandirilmiş bir yazılım dilidir. ama bir grafik uygulaması işlemler sırasında bilgisayarın bütün donanım yeteneklerini sınırlarına kadar zorlayabilir. ama sizin yazılımın grafik hesapları yapması gerektiği anda, donanımınız sizin yazılımın ram´e yüklediği, aslında kullanmadığı bir kaç dll dosyasının fonksiyonlarını parselleyip makine dilinde nasıl işleyeceğini yorumlamakla meşgul oluyor olacak. yazılımınıza ekleyeceğiniz her timer komponenti, her text girdi alanı, her komponent, bunun gibi dll yığınları ve fonksiyon yığınları ile yazılımınızı şişirecek.
bunun şöle bi avantajı da var tabi. bir işlem yaptırılması gerekiyosa nası yapacağınızı bilmiyosanız ve öğrenmek için çok uzun zaman harcamanız gerekiyosa bir komponent yerleştiriverip çözüverirsiniz. ama o zaman siz zaten yazılımcı da değilsiniz :) vb kullanıcıları, alınmaca yok...

delphi bu konuda vb´den daha gelişmiş ve çok daha üstün olmasına rağmen c++´nın gücüne yetişecek bir yazılım dili deildir..
gelelim c++´a

neden herkes c++ der? derdi nedir bu insanların.

çoğu kişi, internetteki tutoriallerden oyun c++´da yazılır diye okuduğundan c++ kullanacaksın vb ile oyun yapılmaz! der.aslında yapılır. ama yeterli verimlilikte olmaz demesi gerektiğini bu yüzden bilmezler.

c++ , bilgisayarların konuşma diline ( 1010011110010101 ) en yakın dil olan assembly diline en yakın programlama dili diyebiliriz. yani c++´dan bir adım aşağısı assembly dili. assembly dilinin bir adım aşağısı da işlemciye ram´den giden elektrik sinyalleri.

visual basic ise c++´dan üç adım yukarısı oluyor.

adımları aşağı indikçe, programcının yazması gereken kodlar ve düşünmesi gereken işlemleri kurgulama gibi şeyler çoğalır. ama, yazdığı yazılım bilgisayarın diline çok yakın olduğundan bir kaç dile çevrilerek deforme olmaz. ve taşıdığı anlamlar çok değişmez.


şimdi sizin fransıza vermeniz gereken ve 1 sayfa da yazdığınız yazı. üç beş dil dolaşıp fransız´a vardığında 5 sayfaya çıkıyor. ve belki sizin yazmadan üç cümle ile anlatabileceğiniz bir konu için fransız 5 sayfa yazı okumak zorunda kalıyor.

eğer assembly gelişmiş uygulamalar yazmak için uygun bir ortam olsaydı assembly ile şu an bildiğiniz yazılımların 2 katı hızda çalışan yazılımlar geliştirmek mümkün olurdu. aynı donanımda iki kat performans kim istemez. ama assembly bu kadar gelişmiş uygulamalar yazmak için fazla karmaşık ve zordur. bu yüzden ikinci kademe olan c++ ve java gibi yazılım dilleri geliştirilmiştir.



c++ genellikle windows ve linux ortamlarının yazılım geliştirme dili olarak tercih görmüş. java ise sun firmasının geliştirdiği solaris gibi işletim sistemlerinin temel yazılım geliştirme dili.



windows ortamında c++ ile yazacağın yazılımlar diğer dillerde geliştireceğin yazılımlara göre çok daha az donanım performansı harcayacak, çok daha küçük boyutlarda olacak ve çok daha kararlı çalışacaktır.

bu yüzden windows ortamındaysan oyun yazmak için c++ kullanacaksın derler. öyle bir şart yok. ama c++ ile yazarsan en iyi performansa sahip olacaktır.

şimdi gelelim c++´ya. bu dil, yukarılarda bir kaç arkadaşın değindiği gibi herşeyi kendin yap dilidir.

burda bir windows penceresi açabilmek için hazır formun olmayacak. windows penceresinin açılması ile ilgili kodları kendin yazıcaksın.

çeşitli butonlar yok. ya windows apileri kullanarak windows´un temel form komponentlerini kullanıcaksın. yada kendi butonlarını kendin yapıcaksın.

ve gelelim 3d yazılımına. burda opengl yada directx komponenti yok. opengl ve directx uygulamanı geliştirmek için, bu grafik apilerinin nasıl çalıştığını ve nasıl programlandığını bilmen gerekecek.
peki nedir directx ve opengl.

bunlar, 3d grafiklerin bilgisayarın grafik işlemcisinde ( ekran kartında ) hesaplanmasını sağlayan bir çeşit ara programlama dilleridir. windows api´si de denir.

öncelikle hangi yazılım dilini kullandığına bakmadan. opengl programlamayı veya directx programlamayı yada aynı anda her ikisini birden programlamayı biliyor olman gerekir.

peki bunları bilmeden grafik uygulaması yazamaz mısın?
yazarsın tabi.

biraz dik üçgen formülleri bilmen gerekir. uzay geomtetri konusunda akademik eğitim almış olman gerekir. falan filan
mesela basit bir perspektif görüntüsü almak için sahnedeki her 3d kütlenin her üçgeninden kameranın fokus noktasını ışınlar çizmeli, ışının görüntü düzlemini hangi noktada kestiğini hesaplamalı, ve bu kestiği noktaları baz alarak üçgenin görüntü düzlemine nasıl izdüşüm bıraktığını hesaplamalısın. tabi bunu yaparken, sahnedeki başka üçgenler, fokus noktası ile üçgen arasına girmiş mi onu hesaplamalısın.girmişse üçgenin o köşesini değil, diğer üçgenin kestiği yerde oluşması gereken yeni köşelerin iz düşümlerini hesaplatmalısın. tabi onları hesaplatırken başka üçgenlerle kesişiyor mu onu hesaplatmalısın. bütün bunları yaptıktan sonra, ışık kaynakları ile bu ücgenlerin pozisyon mesafe ve açılarını hesaba katıp üçgenin aydınlanmasını hesaplamalısın. daha sonra üçgenin üzerine bir resim kaplanmışsa bu resmin iz düşüme göre nasıl deforme olduğunu pixeller üzerinde işlemler yaparak hesaplatıp iz düşüm üzerine kaplamalısın. aydınlık değeri be başka material özelliklerini dikkate alarak bu sonuç iz düşümleri kompoze edip sonuç görüntü olarak saniyede en azından 30 kere grafik uygulamasını takip eden kişinin monitöründe sergiletmelisin. tabi bütün bunları yapacak olan işlemci bilgisayarın matematik işlemcisi. yani yazılımın diğer işlemleri yapmak için yeterli preformansa ihtiyaç duyduğunda elinden gelecek tek şey, sahnende mümkün olduğunca az üçgen olması.

sanırım opengl yada directx öğrenmek daha mantıklı. çünkü opengl veya directx bu yukardaki işlemleri bizim yerimize yapan. ve daha önemlisi yüzlerce akademi eğitimi almış uzmanın ortak çalışması olan birer yardımcı kütüphanedir. visual basic´deki komponentler gibi. ama güzel olan tarafı, bu komponentlerin ekran kartında hesaplanması. opengl ve directx kullandığınızda 3d görüntünün hesabı için bilgisayarın matematik işlemcisi çalışmaz, grafik işlemcisi çalışır. bu yüzden ne kadar karmaşık bir sahne kullanabileceğiniz ancak yazılımın çalışacağı bilgisayarın grafik kartı ile alakalıdır :)...

peki directx ne opengl ne

directx microsoft´un geliştirdiği yazılım temelli bir grafik hızlandırma uygulamasıdır.

directx, ilk başlarda windows uygulamalarının grafik işlemlerini hızlandırmak ve basitleştirmek için düşünülmüş bir grafik kütüphanesiydi. daha sonradan 3d grafiklerin ev bilgisayarlarına düşmesiyle 3d grafik hızlandırma kütüphanesine dönüştürdüler. daha sonradan 3dfx firmasının directx ve kendi kütüphanelerini kullanarak 3d grafikleri hesaplamak için geliştirdikleri ekran kartları çıkınca, directx tamamen bir 3d ve 2d grafik hızlandırıcı olarak bilgisayarın grafik işlemcisini kullanan, grafik işlemcinin desteklemediği işlemler için de bilgisayarın kendi işlemcisini kullanan kütüphaneye dönüştü.

şimdi de hala öyle, 2d grafik, video ve 3d grafikleri çok daha hızlı hesaplamak için grafik kartını kullanan, grafik kartının desteklemediği işlemler için de bilgisayarın matematik işlemcisini kullanan bir kütüphanedir. eğer grafik kartınız directx´in bütün fonksiyonlarını tam desteklemiyorsa, ve siz yazılımınızda bu desteklemediği bir fonksiyon kullanıyorsanız, bu işlem bilgisayarın matematik işlemcisinde hesaplanacağından, bu fonksiyon yazılımınızda sıkca tekrar eden bir şey ise, yazılımınızın çok ağırlaşmasına sebep olacaktır. directx´i tam destekleyen grafik kartlarında windows ortamında en iyi grafik hızlandırıcı kütüphanedir diyebiliriz.

( 3ds max kullanıcıları grafik kartı directx 8.1´i tam destekleyip 9.0c´yi tam desteklemezken max´i directx 9 modunda çalıştırdıklarında daha yüksek performans alacaklarını düşünseler de daha az poligonla çalışmak zorunda kalırlar. çünkü grafik kartının desteklemdiği directx 9 fonksiyonları matematik işlemciye gönderilecek.. bu da sistem performansını düşürecektir. )



öte yandan directx öğrenme süreci uzun olan ve uzmanlık isteyen bir kütüphane olduğundan amatör işler için biraz ağır gelebilir.

opengl, directx´den çok daha önce geliştirilmeye başlanmış. sgi ( silicon graphics ) isimli firmanın çok eskiden beri bilimsel araştırmalarda kullanılan 3d grafiklerin hızlı ve kaliteli hesaplanması için geliştirdiği bir grafik kütüphanesidir. daha sonradan opengl bağımsızlaştırılıp açık bir kütüphaneye dönüştürülerek adı opengl, yani açık grafik kütüphanesi şeklinde değiştirilmiş. silicon graphics, tamamen kendi geliştirdiği bilgisayar donanımları üzerine, bu kütüphaneyi temel alan vertex işlemci, poligon işlemci, texture işlemci gibi, çeşitli işlemciler yerleştirerek ve ışık hesaplarını da yazılımsal olarak çözerek halen gerçek zamanlı opengl temelli fotogerçekçi renderlar yapan çok yüksek kapasiteli süper bilgisayarlar yapmaya devam ediyor.

opengl ise bu sgi´nin pc´lerinde kullanılanın x86 pc sistemlerine uyarlanmış hali. 3dfx firmasının dağılması sonucu kurulan nvidia firmasının bu kütüphaneyi grafik kartlarında kullanması ile ev bilgisayarları dünyasına girmiş, ve ilk olarak id software´in quake 3 oyununda başarılı olarak ( başarılı olarak diyorum. daha önce de uygulanmış.. ) kullanması ile opengl grafiklerinin yüksek performansı ve kalitesini görmüş olduk. opengl tamamen grafik donanımında hesaplanır. yazılımsal desteği yoktur. yani bir grafik kartı opengl´yi ya tam destekliyordur. yada desteklemiyordur. günümüzde opengl 2.0 sürümünde. daha önce 1.0 ve 1.1 sürümleri vardı. 2.0 sürümünde opengl´ye shader programlayabilme özelliği kazandırılmış. 32 bit derinlikli renk işleme özelliği kazandırılmış. video kütüphaneleri kazandırılmış ve directx´in %100 alternatifi olmuştur. tahminimce x64 sistemi pc´ler ve işletim sistemleri piyasaya oturduğunda opengl´ye gerçek zamanlı global ışıma desteği de ekleyeceklerdir. özellikle geliştiricisi olan sgi firmasının dünyanın en büyük bilimsel araştırma merkezlerine süper bilgisayarlar temin ettiği ve günümüz 3d´sinden on yıl ileride olan grafik işlemleri ile uza haritaları falan çıkartmak gibi işlerde kullanıldığından opengl´nin geleceği directx´e göre daha parlak. bir de, opengl ile yazdığınız grafik yazılımlarını biraz modifiye ederek linux yada machintosh sistemlerine dönüştürmeniz mümkün. ama directx sadece windows ortamının grafik hızlandırıcısı.



eğer bu işi ilerde yapacam diyorsan iki kere düşünmen ve üçüncüde karar vermen en doğrusu. bu konuda ilerlemek ve uzman olmak istiyorsan hem directx hem de opengl apilerini geliştirmeyi öğrenirken bir yandan da uzay geometriyi ve bunun bilgisayar dünyasında uygulanışını iyi öğrenmelisin.



yok ben hobi amaçlı düşünüyorum. bi bakacam sadece belki sora ilerlemek isterim falan diyorsan, zaten yazılmış bir grafik motoru, yada oyun motoru kullanman en akıllıcası olur. çünkü büyük yazılım firmaları da oyun motoru geliştirmenin eziyetini çekmek yerine parayı verip ya geliştirilmişini alıyor. yada geliştirebilenlere geliştirtiyor. mesela dünyanın en iyi gerçek zamanlı grafik motoru teknolojilerini geliştirenlerin başında id software geliyor. onun dışında eagames ve benzer firmalar kendi oyunlarının motorunu kendileri yazarken, bir çok daha küçük firma geliştirilmiş bir oyun motorunu yada grafik motorunu satın alarak hiç o kısmına bulaşmayıp sadece oyunu ile ilgileniyor. sen de aynı stratejiyi uygulayabilirsin.

piyasada bir çok bedava oyun motoru var.                http://www.devmaster.net/engines/list.php?fid=21&sid=0
                                                                                                  kadir ilkimen

kayit.aspx (ASP.NET)

<%@ Page Language="VB" AutoEventWireup="false" CodeFile="kayit.aspx.vb" Inherits="kayit" %>

DOCTYPE html PUBLIC "-//W3C//DTD XHTML 1.0 Transitional//EN" "http://www.w3.org/TR/xhtml1/DTD/xhtml1-transitional.dtd">

<html xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml">
<head runat="server">
    <title>title>
head>
<body>
   
id="form1" runat="server">
    <div>
   
    div>
    <asp:CreateUserWizard ID="CreateUserWizard1" runat="server"
        CreateUserButtonText="Kaydı Tamamla"
        DuplicateEmailErrorMessage="E - mail adresin yanlış yalancı seniiii :)"
        DuplicateUserNameErrorMessage="Farklı bir kullanıcı adı gir  :)"
        UnknownErrorMessage="Hesabın oluşturulamadı  tekrar dene :)">
        <WizardSteps>
            <asp:CreateUserWizardStep runat="server">
                <ContentTemplate>
                    <table>
                       
                            <td align="center" colspan="2">
                                Yeni Hesap Oluşturtd>
                       
                       
                            <td align="right">
                                Kullanıcı Adı:td>
                            <td>
                                <asp:TextBox ID="UserName" runat="server">asp:TextBox>
                                <asp:RequiredFieldValidator ID="UserNameRequired" runat="server"
                                    ControlToValidate="UserName" ErrorMessage="User Name is required."
                                    ToolTip="User Name is required." ValidationGroup="CreateUserWizard1">*asp:RequiredFieldValidator>
                            td>
                       
                       
                            <td align="right">
                                Parola:td>
                            <td>
                                <asp:TextBox ID="Password" runat="server" TextMode="Password">asp:TextBox>
                                <asp:RequiredFieldValidator ID="PasswordRequired" runat="server"
                                    ControlToValidate="Password" ErrorMessage="Password is required."
                                    ToolTip="Password is required." ValidationGroup="CreateUserWizard1">*asp:RequiredFieldValidator>
                            td>
                       
                       
                            <td align="right">
                                Tekrar Parola:td>
                            <td>
                                <asp:TextBox ID="ConfirmPassword" runat="server" TextMode="Password">asp:TextBox>
                                <asp:RequiredFieldValidator ID="ConfirmPasswordRequired" runat="server"
                                    ControlToValidate="ConfirmPassword"
                                    ErrorMessage="Confirm Password is required."
                                    ToolTip="Confirm Password is required." ValidationGroup="CreateUserWizard1">*asp:RequiredFieldValidator>
                            td>
                       
                       
                            <td align="right">
                                <asp:Label ID="EmailLabel" runat="server" AssociatedControlID="Email">E-mail:asp:Label>
                            td>
                            <td>
                                <asp:TextBox ID="Email" runat="server">asp:TextBox>
                                <asp:RequiredFieldValidator ID="EmailRequired" runat="server"
                                    ControlToValidate="Email" ErrorMessage="E-mail is required."
                                    ToolTip="E-mail is required." ValidationGroup="CreateUserWizard1">*asp:RequiredFieldValidator>
                            td>
                       
                       
                            <td align="right">
                                Güvenli Soru:td>
                            <td>
                                <asp:TextBox ID="Question" runat="server">asp:TextBox>
                                <asp:RequiredFieldValidator ID="QuestionRequired" runat="server"
                                    ControlToValidate="Question" ErrorMessage="Security question is required."
                                    ToolTip="Security question is required." ValidationGroup="CreateUserWizard1">*asp:RequiredFieldValidator>
                            td>
                       
                       
                            <td align="right">
                                Güvenli Cevap:td>
                            <td>
                                <asp:TextBox ID="Answer" runat="server">asp:TextBox>
                                <asp:RequiredFieldValidator ID="AnswerRequired" runat="server"
                                    ControlToValidate="Answer" ErrorMessage="Security answer is required."
                                    ToolTip="Security answer is required." ValidationGroup="CreateUserWizard1">*asp:RequiredFieldValidator>
                            td>
                       
                       
                            <td align="center" colspan="2">
                                Parola İle Tekrar Parola Eşleşmelitd>
                       
                       
                            <td align="center" colspan="2" style="color:Red;">
                                <asp:Literal ID="ErrorMessage" runat="server" EnableViewState="False">asp:Literal>
                            td>
                       
                    table>
                ContentTemplate>
                <CustomNavigationTemplate>
                    <table border="0" cellspacing="5" style="width:100%;height:100%;">
                        align="right">
                            <td align="right" colspan="0">
                                <asp:Button ID="StepNextButton" runat="server" CommandName="MoveNext"
                                    Text="Kaydı Tamamla" ValidationGroup="CreateUserWizard1" />
                            td>
                       
                    table>
                CustomNavigationTemplate>
            asp:CreateUserWizardStep>
            <asp:CompleteWizardStep runat="server">
                <ContentTemplate>
                    <table>
                       
                            <td align="center" colspan="2">
                                Completetd>
                       
                       
                            <td>
                                Tebrikler ! Başarıyla Giriş Yaptınız !td>
                       
                       
                            <td align="right" colspan="2">
                                <asp:Button ID="ContinueButton" runat="server" CausesValidation="False"
                                    CommandName="Continue" Height="26px" Text="Continue"
                                    ValidationGroup="CreateUserWizard1" />
                            td>
                       
                    table>
                ContentTemplate>
            asp:CompleteWizardStep>
        WizardSteps>
    asp:CreateUserWizard>
   

body>
html>

asp.net

<%@ Page Language="VB" AutoEventWireup="false" CodeFile="kayit.aspx.vb" Inherits="kayit" %>
Yeni Hesap Oluştur
Kullanıcı Adı: *
Parola: *
Tekrar Parola: *
E-mail: *
Güvenli Soru: *
Güvenli Cevap: *
Parola İle Tekrar Parola Eşleşmeli
Complete
Tebrikler ! Başarıyla Giriş Yaptınız !

Monday, September 13, 2010

vhdl e düzgünce başlayalım artık


İşaret Dili

Çocukluğumda biraz öğrenmiştim ,fakat engelli deyip okullarını bile ayırdığımız ,sosyal yaşamdan soyutladığımız kardeşlerimizi görebilmek ne mümkün ,göremeyen yada işitemeyen kardeşlerimiz neden bizim sıralarımızda bizlerle birlikte oturmuyorlar? bizim, kardeşlerimizin işaret alfabesini öğrenebilmemiz çok kolayken ses ...kavramının ne olduğunu hissedemeyen kardeşlerimizden bizim alfabemizi öğrenmesini (okumasını yazmasını ve konuşmasını) istememiz nekadar acımasızca!!!!!!!!!!!!!!

Tuesday, August 31, 2010

HADİ BAKALIM CEBİT YOLU AÇILDI BU YILKİ CEBİT BİLİŞİM FUARINDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!!!

http://www.cebitbilisim.com/tr/index.html?gclid=CK7aiviI5KMCFcFD3godsiHF_A



   Erzurum'da 2011 yılında 25'incisi yapılacak olan UNIVERSIADE Kış Oyunları'na yönelik hazırlık çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Toplamda 300 milyon TL'yi bulması beklenen yatırımların 130 milyon TL'lik bölümünün bu yıl içinde tamamlanması öngörülüyor.




Ekran Kartıyla Şifre Kırmak Mümkün



Bilgisayarınızda kullandığınız ekran kartının sadece grafikleri ekrana yansıtmaya yaradığını mı düşünüyorsunuz? Grafik işlemcinizle şifreleri kırmanız bile artık mümkün.

Grafik işlemcilerin gücü son birkaç senede eskisine göre çok daha arttı. Güçlerinin artmasıyla beraber grafik dışında, normal hesaplamalarda da kullanılmaya başlanması, grafik işlemcileri bazı durumlarda tehlikeli kılıyor.

Georgia Tech Üniversitesi’nden araştırmacıların yayınladığı bir raporda GPGPU yani grafik işlemci üzerinden standart görevler yapan platformların şifre kırma gibi işlemleri büyük ölçüde kolaylaştırdığı konusunda uyarı yapıldı.


NVIDIA, CUDA ile GPGPU uygulamalarına ağırlık veriyor

Kaba Kuvvet

Şifre kırmada “kaba kuvvet” yani tüm olasılıkları deneme yönteminin, grafik işlemcilerin çoklu işlem birimli yapısı ile çok daha kolay yapıldığını belirten araştırmacılar, 7 haneli bir şifrenin piyasada satılan ekran kartlarındaki grafik işlemcilerle rahatça kırılabileceğini söylediler.

12′den daha az sayıda karakter içeren şifrelerin güvenli olmadığını söyleyen araştırmacılar, tam bir güvenlik sağlamak için ise belli aralıklarla şifrelerin değiştirilmesinin şart olduğunu belirttiler.

TRAKYA ÜNİVERSİTESİ ERASMUSSSS   : D  İTALYA MI ? FİLLANDİYA MI ?  :D

http://basin.trakya.edu.tr/Haberler/2008/01_08_euc.htm

Monday, August 2, 2010

ELEKTRİĞİN BABASI

Nikola Tesla.jpg

DoğumÖlümMilliyetiDalıÇalıştığı yerlerEtkilendikleriEtkiledikleriAldığı ödüllerİmza
Nikola Tesla (Sırpça: Никола Тесла; d. 10 Temmuz 1856, Smiljana-Hırvatistan – ö. 7 Ocak 1943, New York).mucit, elektrik mühendisi ve makine mühendisi. 19. ve 20. yüzyılın en ilginç mucitlerinden birisidir[kaynak belirtilmeli]. 7 Ocak 1943 yılında kendisine ait patent aldığı 700 buluşla en çok patent sahibi kişi olarak tarihe geçmiştir.
Babası bir papaz olan Tesla'nın annesi okuyup yazamamasına karşın, halk arasında pratik ev gereçleri mucidi olarak bilinirdi. Nikola'ya göre annesi, yaratıcı dahi olmaya adaydı. Babası her zaman papaz olmasını istiyordu, Tesla ise mühendislik okumayı istiyordu. Tesla ölümcül bir hastalık sırasında mühendislik okursam çok daha iyi olurum demiş, babası da onu kıramamıştır. Annesinin de desteğine sahip Tesla, fizik ve matematikte bilgisini arttırırken Graz'daki Politeknik okuluna girdi ve Prag Üniversitesi'nde eğitimini sürdürdü. Yabancı teknik yapıtları okuyabilmek için, orada, yabancı dil kursunu sürdürdü. Anadili olan Sırpça ve ailece bildikleri Almancaya ek olarak İngilizce, Fransızca ve İtalyancayı da öğrendi. [1]
Nikola ailedeki beş çocuktan biriydi. Bir büyük erkek kardeşi vardı ve adı Dane(Daniel) idi. Abisi Nikola 5 yaşındayken vefat etmiştir. Vefat ettiği sırada Dane, henüz 12 yaşındadır. Fakat abisinin nasıl öldüğü tam bir muamma! İki iddia var:
a) Abisi kiler kapısının önündeyken Nikola onu itince öldü; b) Yakın bir dostlarının hediye ettiği arap atı onu yaraladı ve böyle öldü.
Abisini henüz çocukken kaybettiği için Tesla'da birçok takıntı oluşmuş ve şizofreniye yakın belirtiler göstermiştir. Fakat hiç kuşkusuz bu belirtiler Nikola'nın dehasına katkıda bulunmuştur.
üç kız kardeşi (Milka, Angelina ve Merica) vardı. Ailesi 1862 yılında Gospić'e göç etti. Tesla okula Karlovac'ta gitti. Dört yıllık eğitim dönemini üç yılda bitirdi.[2]
Daha sonra Prag'ta tahsilini 1880'de bitirdi. Budapeşte'de yüksek lisans yaparken, profesörüyle alternatif akımın özelliklerini tartıştı. Sonra bir Paris telefon şirketinde çalışmaya başladı. Burada doğru akım motorları ve dinamolar konusunda geniş ve önemli tecrübeler edindi. Oradayken çalıştığı döner makineleri korumak için regüle edici kontrol cihazları icat etti. [3]
Elektrik mühendisi olan Nikola Tesla Graz Üniversitesi'nde fizik ve matematik üzerine çalışmalar yapmıştır. Sonra Prag Üniversitesi'nde felsefe eğitimi almıştır. Uzun süre geçimini farklı Avrupa ülkelerinde Elektrik Mühendisliği ile sağlamıştır.[4]

Buluşları [değiştir]

Florasan lambayı, neon ışıklarını, hızölçeri, otomobillerdeki ateşleme sistemini, radarın temellerini, elektron mikroskobunu ve mikrodalga fırını da Nikola Tesla'nın icat ettiğini bilen sayısı sınırlıdır. [5]
Nicola Tesla'ya göre bu doğru akım uygulanan doğru sistem değildir. Hem jeneratör (üreteç) hem de motordaki komütatörü ortadan kaldırmak ve alternatif akımı tüm sistemde kullanmak daha akla uygun gelmekteydi. Fakat hiç kimse alternatif akımda çalışabilen bir motoru oluşturmamıştı ve Nicola Tesla bu sorunu çok düşündü. 1882 Şubatında, Budapeşte'nin bir parkında Szigetti adında bir sınıf arkadaşı tüm elektrik endüstrisinde devrim yapacak olan "dönen manyetik alan"ı bulmuştu. Dönen elemana bağlantı gereği olmayacaktı. Komütatör yoktu artık.
Daha sonradan tüm alternatif akım elektrik sistemlerini tasarladı. Alternatörler, elektrik enerjisinin ekonomik iletimi ve dağıtımı için gerilim yükseltici ve alçaltıcı transformatörler ve mekanik güç sağlamak için alternatif akım motorları. Dünyanın her tarafında harcanıp giden su gücünün bolluğundan esinlenip, gerekli olan yerlere enerji dağıtabilen hidroelektrik santralleriyle bu büyük gücün elde edilmesini tasarladı. Budapeşte'de "Birgün Niyagara Çağlayanını elektrik elde etmek için kullanacağım" diyerek dinleyenleri şaşırttı.
AC Akım Jenaratörleri ve Motorları, radyo, florasan, radar, MRI , laser teknolojisi, robot teknolojisi, deprem makinesi Nicola Tesla'nın teorileri kaynaklık edinilerek yaratılmış projelerdir.
Kendi deyimiyle zihninde çakan şimşekler çoğu zaman rehberi olmuştur. Bunlardan ışık patlamaları olarak bahseder;
...Bu ışık patlamalarını hala zaman zaman yaşıyorum. Yeni bir fikrin zihnimde parıldayıvermesi gibi durumlarda ortaya çıkıyor. Ama artık eskisi kadar heyecan verici değil bu, eskiye nazaran daha etkisiz. Gözlerimi kapattığımda, ilk önce mutlaka çok koyu ve tek tonlu bir mavi fon görüyorum. Tıpkı açık ama yıldızsız bir gecede olduğu gibi. Birkaç saniye içinde bu alan parıltılar saçan ve bana doğru ilerleyen yeşil ışıltılarla doluyor. Neden sonra sağ tarafımda birbirine paralel ve yakın ışınların oluşturduğu iki ayrı sistem görüyorum. bu iki sistem birbirleri ile dik açı oluşturacak şekilde duruyorlar; sarı, yeşil ve altın renklerinin hakim olmasına karşın, her türlü rengi içeriyorlar. Sonra bu çizgiler daha da parlaklaşmaya başlıyor ve her yere parıltılar saçan belirgin noktalar serpiliyor. Bu resim yavaş yavaş görüntü alanımdan çıkıyor ve sola doğru kayarak yok olup gidiyor, yerini pek de hoş olmayan ölü bir griliğe bırakıyor. burayı çabucak kabaran ve kendilerine canlı formlar vermeye çalışıyormuş gibi duran bulutlar doldurmaya başlıyor. İşin ilginç yanı şu ki, ikinci aşamaya geçilinceye değin bu griliği belirgin bir şekle benzetemiyorum. Her seferinde, uyuyakalmadan az önce, gözlerimde kimi şeylerin ya da insanların görüntüleri canlanıyor. onları gördüğüm anda anlıyorum ki bilincimi yitirmek üzereyim. Eğer ortaya çıkmıyorlarsa ya da bunu reddediyorlarsa biliyorum ki bu uykusuz bir gece geçireceğim anlamına geliyor...[6]

O günlerde genellikle doğru akım, ısıtmaya, aydınlatmaya, güç sağlamaya ve iletmeye en uygun olarak bilinirdi. Fakat doğru akım direnç kayıpları o kadar büyüktü ki, her mil kare için bir güç santralına gerek vardı. İlk akkor ampuller (110 Volt'ta), güç santralına yakın olsalar bile parlak ve bir milden daha uzaklıktakiler ise kaybolan güce bağlı olarak sönük yanıyorlardı.
Elektrik mühendisliğini bırakıp, 1884'te cebinde sadece 4 sentle New York'ta gemiden ayrıldı. [7]Tecrübesi onu doğru akım motorları ve dinamolardaki komütatör sorunlar yaratan, gereksiz bir karışıklık inandırmıştı. doğru akım üretecinin bir komütatörle dış devrede tamamen aynı yöne akan dalga dizileri şeklinde alternatif akım oluşturduğunu gördü. motorda dönme hareketini sağlayacak bir doğru akım elde etmek için, yöntem tersine çevrilmeliydi. Her elektrik motorunun endüvi'si, motora alternatif akım beslemek için döndüğü anda manyetik yönlerini değiştiren, döner komütatöre sahipti.

Alternatif akım [değiştir]

Bir yıl boyunca,Yugoslav, bu yabancı ülkede açlıktan korunmak için mücadele etti. Bir süre çukur kazarak geçimini sağladı. Fakat birlikte çalıştığı çukur kazıcı, Western Union'un ustası, yemek saatlerinde Nicola Tesla' nın ilgilendiği yeni elektrik sistemlerinin hayali tariflerini dinleyerek, bu konu üzerinde bir plan yaptı. Nicola Tesla'yı A.K.Brown adlı firmanın sahibiyle tanıştırdı. Nicola Tesla'nın parlak planlarıyla büyülenerek, Brown ve bir ortağı büyük bir atılım yapmaya karar verdiler. Ortaya belirli bir miktar para koydular ve Nicola Tesla Batı Broadway'de bir deney laboratuvarı kurdu. Orada Nicola Tesla jeneratör, transformatörler, iletim (transmisyon) hattı, motorlar ve ışıklar gibi tasarladığı sistemlerin tümünün planlarını hazırladı. Hatta iki ve üç fazlı sistemleri de tasarladı.
Cornell Üniversitesi'nden Profesör W.A. Anthony yeni alternatif akım sistemini sınadı ve derhal Nicola Tesla'nın senkron motorunun en iyi doğru akım motoruna eşit yeterlikte olduğunu açıkladı.
O zaman Nicola Tesla bütün kısımlara sahip tek bir patent altında sistemini tescil ettirmek istedi. Patent Bürosu her önemli fikir için ayrı bir dilekçeyle başvurulmasında ısrar etti. Nicola Tesla, 1887'nin Kasım ve Aralığında dilekçelerini verdi ve daha sonraki altı ayda yedi tane A.B.D. patenti aldı. 1888 Nisan'ında çok fazlı sistemini de içeren dört ayrı patent için başvurdu. Bunlar da hızla, bekletilmeden verildi. Yılın sonuna kadar 18 patent daha aldı. Bunları, çeşitli Avrupa patentleri izledi. Bu kadar hızla dağıtılan bu patent çığırının, eşi görülmemişti. Fikirler ilginç ve bir o kadar farklıydı, bir çelişme ya da bir tahmin yoktu. Bu yüzden patentler tek bir tartışma bile yapılmadan verildi.
Bu sırada Nicola Tesla, New York'da AIEE (Şimdiki IEEE)'nin bir toplantısında çok gösterişli konferans verip, tek ve çok fazlı alternatif akım sistemlerinin gösterisini yaptı. Dünya mühendisleri, muazzam gelişmenin kapısını açarak, telle yapılan elektrik enerjisi iletimindeki sınırlamaların giderilmiş olduğunu gördüler.
George Westinghouse, Nicola Tesla'nın laboratuvarlarına gitti ve Nicola Tesla ile tanıştı. Westinghouse, "Alternatif akım patentleri için bir milyon Dolar nakit ve ayrıca satış payı vereceğim" diyerek teklifini yaptı. Satış payı, beygir gücü başına 1 Dolar olmak üzere anlaştılar. [8]
Ülke çapındaki Westinghouse yatırımlarının başarısı, gelişen elektrik endüstrisinde rakip durumunu korumak için General electric, Westinghouse'dan bir lisans almak zorunda kaldı.
1890'da, uluslararası Niagara komisyonu elektrik üretmek için, Niagara çağlayanının gücünü kullanmak amacıyla çalışmaya başladı. Bilgin Lord Kelvin, komisyonun başkanlığına atandı ve derhal doğru akım sisteminin en iyi olacağına dair açıklamasını yaptı. Fakat güç, 26 mil uzaklıktaki Buffalo'ya iletilecekti. Bu durumda alternatif akımın gerekliliğini kabul etti.
Westinghouse, on tane 5000 beygirgücündeki hidroelektrik jeneratörü için ve General Electric ise iletim hattı için kontrat yaptılar. Bu sistem iletim hattı, yükseltici ve alçaltıcı transformatörler Nicola Tesla'nın 2 faz projesine uygundu. Hareket eden parçaları azaltmak için, dıştan dönen alan ve içi sabit armatürlü, büyük alternatörler planlanmıştı. [4]
O zamana kadar bu büyüklükte bir proje yapılmadığı için, bu tarihi proje heyecan yarattı. Dakikada 250 devir yapan, herbiri 1775 Amper veren, 2250 Volt'luk on büyük alternatör, iki fazlı 25 Hz (Hertz)'de 50 000 Beygir gücü veya 37 000 kW'lık çıkış oluşturuyordu. Rotorların herbiri, 3 metre çapında, 4,5 metre uzunluğunda (düşey jeneratörlerde 4,5 metre yükseklik) ve 34 ton ağırlığındaydı. Sabit parçaların herbiri 50 ton ağırlığındaydı. Gerilim, iletim için 22.000 Volt'a çıkarıldı.
Nicola Tesla, alternatif akım ve yüksek frekansla ilgili olarak aşağıdaki sözleri söylemiştir;
...Kendi alternatif akım ve yüksek frekans ile ilgili "Frekans yüksek olduğu müddetçe yüksek voltajlardaki alternatif akımlar derinin yüzeyinde, herhangi bir yaralanmaya neden olmadan salınırlar. ama bu amatörlerin becerebileceği bir şey değildir. sinir dokularına nüfuz edebilecek miliamperler öldürücü bir etki yaratabilir ama derinin üzerindeki amperler kısa süreler için zarar vermez. Derinin altına sızabilecek düşük akımlarsa, ister alternatif ister doğru akım olsunlar, ölüme yol açabilir...[6]

Uzaktan radyo kontrolü [değiştir]

Sonradan Telsiz denilen, radyo alanında Nicola Tesla'nın öncülüğü, Mors koduyla yapılan haberleşmeden de ileri gitti. 1898'de New York şehrinin Madison Parkı'nda (Madison Square Garden) telsiz ile uzaktan kontrola ait parlak bir gösteri düzenledi. Geleneksel Elektrik Fuarının geliştiği yer ve genellikle Barnum-Bailey sirkinin çalıştığı büyük alanın ortasına büyük bir tank koydu ve suyla doldurdu. Bu küçük gölün üzerine, yüzmesi için, 1 metre uzunluğunda anten direği olan bir tekne koydu. Teknenin içinde bir radyo alıcısı vardı. Nicola Tesla, seyircilerin isteği doğrultusunda ileri gitme, sağa veya sola dönme, durma, geri gitme, ışıkları yakıp söndürme gibi çeşitli şeyleri uzaktan radyo kontrol sayesinde yaptı. Unutulmaz gösteri tüm seyircileri hayran bıraktığı gibi günlük gazetelerin ön sayfalarında yer aldı..[9]

Yüksek frekans öncülüğü [değiştir]

Nicola Tesla, araştırmalarında, yüksek gerilim ve yüksek frekansın bilinmeyen alanlarına daha çok yer verdi. Yüksek frekans cihazlarını kullanırken, bir elini daima cebinde tutardı. Bütün laboratuvar asistanlarına bu ön tedbiri almalarında ısrar ederdi ve bu kural, bugüne kadar daima gerilim bakımından tehlikeli cihaz etrafındaki uyanık araştırıcılar tarafından da uygulanmaktadır. O zaman yararlanılmamış olmasına rağmen, Nicola Tesla'nın yüksek frekans ve yüksek gerilim alanındaki keşifleri, modern elektroniğin yolunu açtı. Bir yüksek frekans transformatörü ile (Nicola Tesla Bobinleri - Nicola Tesla Coils) çıplak elinde tuttuğu gazlı tüpü yakacak şekilde vücudundan, zarar vermeden, yüksek gerilimli akım geçiriyordu. O günlerde Nicola Tesla, aslında neon tüpünün ve flüoresan tüpünün aydınlatmasını gösteriyordu.
Bazen, frekans aralığının alt ve üst kısımlarında yaptığı denemeler, Nicola Tesla'yı keşfedilmemiş bölgelere yöneltti. Mekanik ve fiziksel titreşimlerle çalışırken, Houston Caddesindeki yeni laboratuvarının etrafında hakiki bir depreme neden oldu. Binanın doğal rezonans frekansına yaklaşan, Nicola Tesla'nın mekanik osilatörü, eski binayı sarsarak tehdit etti. Bir blok ileride, polis karakolundaki eşya esrarengiz bir şekilde dans etmeye başladı. Böylece, Nicola Tesla, rezonans, vibrasyon ve "doğal 7 periyot"a ait matematiksel teorileri ispatladı.[10]

Dünya çapında telsiz [değiştir]

Long Island'ın tepelik bölümünde, Wardenclyffe yakınında yavaş yavaş yükselen garip yapı bütün seyredenlerin ilgisini çekerdi. Tek parça olması dışında, büyük bir mantara benzeyen yapı, yerdeki kısmı geniş ve 62 metre yukarısındaki tepe noktasına doğru daralan, kafes şeklinde bir iskelete sahipti. Tepede 30 metre çapında bir yarım küreyle örtülüydü. İskelet, bronzdan kalın civata ve bakır lamalarla birbirine bağlanmış, sağlam ağaç kolonlardan yapılmıştı. Yarım küre şeklindeki tepe, üstten yüzeysel olarak bakır bir elekle kaplıydı. Tüm yapıda demir metali yoktu.
Ünlü mimar Standford White, konuyla o kadar ilgilendi ki, en iyi yardımcısı W. D. Crow'u görevlendirerek proje işini ücretsiz yaptı. [11]
34'üncü caddedeki eski Waldorf-Astoria otelinde oturan Nicola Tesla, hergün, taksiyle, çarklı araba vapuruna binerek Long Island şehrine giderek , oradan da Long Island demiryoluyla Shoreham'e aktarma yaparak inşaata gidiyordu. Proje kontrolünün aksamaması için, trenin yemek servisi onun için özel yemek hazırlıyordu. [12]
Büyük kulenin yakınında, 30 metre karelik tuğla bina tamamlandığı zaman, Nicola Tesla Houston caddesindeki laboratuarını binaya taşımaya başladı. Bu sırada radyo frekans jeneratörleri ve onları çalıştıran motorların yapımında üzücü bazı gecikmelerle karşılaşıldı. Birkaç camcı, planları hazır olan özel tüpleri şekillendirmeye çalışıyorlardı.

Dünya'nın en güçlü vericisi [değiştir]

Yüksek gerilim ve yüksek frekanslı elektrik iletimi konusundaki araştırmalar, Nicola Tesla'yı Colorado Springs yakınlarındaki bir dağın üzerine dünyanın en güçlü radyo vericisini kurup çalıştırmaya yöneltti. 60 metrelik direğin etrafında, 22,5 metre çapında, hava çekirdekli transformatörü yaptı. İç kısımdaki sekonder 100 sarımlı ve 3 metre çapındaydı. Üreticisi, istasyondan birkaç mil uzaklıkta bulunan enerjiyi kullanırken, Nicola Tesla ilk insan yapımı şimşeği oluşturdu. Bir direğin tepesindeki 1 metre çaplı bakır küreden, 30 metre uzunluğunda, kulakları sağır eden şimşekler çaktı. Ufka kadar gök gürültüsü işitildi. 100 milyon Volt değerinde gerilim kullanılıyordu.
İlk denemesinde, vericideki güç jeneratörünü yaktı. Fakat tamir ederek 26 mil uzağa, gücü telsiz ile iletebilinceye dek deneylerine devam etti. O uzaklıkta, toplam 10 kW'lık 200 tane akkor ampulü yakmayı başardı. Daha sonra, kendi patentleriyle meşhur olan Fritz Lowenstein, Nicola Tesla'nın yardımcısı iken bu gösterişli başarıya şahit oldu.
1899'da alternatif akım patentleri için Westinghouse'dan aldığı paranın sonunu harcadı. Albay John Jacob Astor, onu mali yönden kurtarmaya geldi ve Colorado Springs'deki denemeleri için 30.000 Dolar sağladı. Sonra bu para da bitti ve Nicola Tesla New York'a geri döndü. [13]
J.P. Morgan, gösterişli başarıları ve şahsiyeti dolayısıyla, Nikola Tesla'nını hayranı olmuştu. Nicola Tesla, kısa zamanda J.P. Morgan'ın sürekli misafiri oldu. Kusursuz giyinişli, birkaç dilde yaptığı kültürlü konuşması ve medeni davranışıyla gösterişli centilmen Nicola Tesla, New York sosyetesinin gözdesi oldu.

İyonosfer çalışmaları, radar ve tribünler [değiştir]

Nicola Tesla dünyanın katmanlarından biri olan iyonosferin insanlığın yararına kullanabileceğini söyleyen ve bunu ispatlayan bilim adamıdır. İyonosfer, 19. yüzyılda keşfedilmiştir, dünyanın üzerinde bulunan üçüncü sıra katmandır ve Nicola Tesla'yı ilgilendiren en önemli özelliği elektrik enerjisinin ve radyo,ses ve elektro manyetik dalgaların kablosuz olarak çok uzak bir noktadan diğer noktaya taşımasını sağlamaktadır.
Nicola Tesla iyonosfer ile ilgili çok fazla araştırma yaparak ilk radyo yayın merkezi ve kablosuz elektrik taşıma merkezi olan Shoreham, Long Island'da 1901 ile 1905 yılları arasında Wardenclyffe Kulesini inşa eder.

Radyo frekans alternatörü [değiştir]

1890'da Nicola Tesla yüksek frekans alternatif akım üreteçlerini yapmıştı. 184 kutuplu olan bir tanesi 10 kHz'lik çıkış veriyordu. Daha sonra, 20 kHz'e kadar yüksek frekansları elde etti. Ancak on yıl kadar sonra 50 kW çıkışlı radyo frekans üretecini Reginald Fessenden geliştirdi. Bu makine, General Electric tarafından 200 kilo Watt'a çıkarıldı ve Fessenden'in ilk alternatörlerini kuran, çalışmasını kontrol eden adamın adı verilerek, Alexanderson alternatörü satışa çıkarıldı.
Hemen hemen dünya kablolarının çoğunu elinde tutan İngiliz işadamlarının, bu makineye ait patentleri elde etmek üzere olduklarını görünce, A.B.D. Donanmasının acele çağrısıyla "Radio Corporation of America (RCA)" şirketi kuruldu. Yeni firmanın 1919'da kurulmasıyla, Marconi Wireless Telegraph Co. of America firmasının güçlü fakat yetersiz, Marconi kıvılcımlı vericileri, çok başarılı olan Radyo Frekans alternatörleri ile yer değiştirdiler.
Birincisi N.J. New Brunswick'te kuruldu. 200 kilo Watt'da ve 21,8 kilo Hertz frekanslı titreşim oluşturdu ve ticari işte kullanıldı. Bu ilk, sürekli, güvenilir Atlantik aşırı Radyo servisi idi. Bu alternatörler, Nicola Tesla'nın kulesinin yerine, Radyo merkezinin tüm güçlerini sağladı. Böylece Nikola Tesla'nın Dünya çapında telsiz hayali, 30 yıl sonra, icat ettiği vericinin kullanılmasıyla yeniden gerçekleştirildi.

Uzaktan kumanda, kozmik ses dalgaları ve uzay [değiştir]

1898 yılında ilk defa uzaktan kumanda ile yönetim sistemini bir araca uygulamıştır. Mayıs, 1898'de Madison Square Garden'da dünyaya bu buluşunu tanıtmıştır. Bahsi geçen araç su üstünde haraket eden ve uzaktan kumanda ile yönetilebilen bir bottur. Projelerinin tanıtımında afili yöntemler uygulayan Nicola Tesla'yı izleyen herkes Nicola Tesla'nın bunu beyin gücüyle yaptığına inanmıştır. Daha sonra Nicola Tesla uzaktan kumandayı açıklamıştır. [14]
Bu buluşun üstüne New York Times gazetesinden bir yazar Nicola Tesla'ya bu şekilde uzaktan kumanda ile savaşan denizaltılar yapabilirsiniz demiştir. Nicola Tesla ise bu "bir savaş aracı değil, robot ırkının ilk temsilcisidir, yani insanlığın hizmetinde kullanılabilecek onların işlerini azaltarak yapacak mekanik adamdır" demiştir.
Bu buluş temel alınarak günümüzde uzaktan kumanda ile kontrol edilebilen uzay mekikleri, uydular ve çeşitli silahlar geliştirilmiştir. Günümüzdeki uzaygemisi uzaktan kumanda merkezleri Nicola Tesla'nın yöntemini uygulamaktadır.
Bir sene sonra Nicola Tesla uzaydaki hayatın varlığı ile de yakından ilgilenmiş. Dünyada ilk defa 1899 yılının Mart ayında kendi labaratuarından uzaya ses dalgaları göndermiştir. Uzaydan kozmik ses dalgalarının kaydını yapmıştır. Bunun duyurusu yaptığında bilim çevresinden ilgi ve destek görememesinin sebebi o yıllarda kozmik radyo dalgalarının bilim camiasında yeri olmamasıdır.[15]

USS Eldridge (DE 173) 1944
1917'nin Ağustos'unda uzaktaki cisimlerin üzerine kısa dalga darbeleri gönderip, yansıyan kısa dalga darbelerinin bir flüoresan ekran üzerinde toplanmasıyla izlenebileceklerini açıklamıştır.

Philadelphia Deneyi [değiştir]

Philadelphia Deneyi, 28 Ekim 1943 yılında Amerikan donanmasının Pensilvanya eyaletine bağlı Philadelphia şehri limanında yaptığı iddia edilen deneydir. İddiaya göre donanmaya ait bir koruma destroyeri olan DE 173 sınıfı 1240 tonluk USS Eldridge birkaç dakika içerisinde 600 km.'den fazla bir uzaklığa gidip tekrar gelmiştir. Deneyin varlığı konusunda hiçbir delil bulunmamaktadır. Amerikan donanması da böyle bir deneyin kayıtlarda varolmadığını belirtmiştir[16]. Al Bielek hariç deneye katıldığı iddia edilen tüm askerler bunu yalanlamış, hikâyenin bir aldatmaca olduğunu söylemişlerdir. Bielek'in hikâyesi de daha sonra yalanlanmıştır.[17].
Gökkuşağı Projesi (Rainbow Project) adıyla da bilinen bu deney, 1984 yılında beyaz perdeye aktarılana kadar ciddiye alınmamıştı. Ancak o tarihden bu güne kadar resmi makamlarca defalarca yalanlanmasına rağmen en çok merak edilen konulardan biri olmuştur.

Zaman yolculuğu [değiştir]

Korkunç Philadelphia Deneyi’nden sonra ki bu deney kısmen Tesla teknolojisiyle yapılmıştı, Nikola Tesla yolculuğun sırlarını kazara bulmuştu. Zamanı ve uzayı düzenleyen kurallarla kozmik çatının tehlikeli doğasını karıştırmıştır.
.... Bu Ar-ge çalışmalarını karşılamak için devletler karanlıkta kalan bütçelerini arttırmışlardır. Pek çok derin ve karanlık gizli projeler sivil bilim tarafından onlarca yıldır ve hatta yüzlerce yıldır araştırılıp geliştirilmektedirler. 1895’de küçük buluşlar büyük olaylara yol açardı. Nikola Tesla’nın göze batan ilk çalışması manyetik alanların döndürülmesi çalışmasıdır. Göze batan diğer bir çalışması da radyo frekansları ve elektrik enerjisinin atmosferde gönderilmesi çalışmalarıdır. Teslanın bu basit buluşu yıllar sonraki entrikalar, korkular ve felaketlerle anılan Philadelphia Deneyi ve Montauk zaman yolculuğu projelerine yol gösterecektir. Fakat bu gizli programlar bundan yıllar evvel ortaya çıkmıştı. Tesla zaman ve zaman yolculuğu üzerinde gerçeğe ulaşılabilecek çalışmalarda bulunmuştur. Tesla, yüksek voltajlı elektrik ve manyetik alanlar kullanarak yaptığı çalışmalarda zamanın ve uzayın yarılabileceğini veya çarptırılabileceği ve böylece de diğer zaman boyutlarına kapı açılabileceğini gördü. Bu muazzam buluşun yanında, Tesla tehlikelerle dolu olan zaman yolculuğunu buldu. Tesla’nın zaman yolculuğuyla ilgili ilk çalışmaları 1895 Mart’ında başladı. New York Herald’dan bir gazeteci 13 Mart’ta gazetede şunları yazmıştır: Tesla ile küçük bir kafede tanıştık. 3.5 milyon voltluk elektriğe kapıldıktan sonra benimle el sıkıştı ve ” bu gece size iyi bir arkadaş olamayacağım. Az kalsın ölüyordum. Bir kıvılcım 3 fit öteden geldi ve beni sol omzumdan çarptı. Yardımcım akımı kapamasaydı ölmüş olurdum herhalde.” Tesla yankısal elektromanyetik yüklemeye maruz kaldı. Aynı zaman dilimi içinde kendini dışarıda buldu. Söylediğine göre geçmişi bugünü ve geleceği hepsini bir anda gördü. Fakat elektromanyetik alandan dolayı felç oldu ve kendine yardım edemeyecek bir hale geldi. Asistanı akımı keser kesmez Tesla’ya bir şey olduğunu anladı. Bu durum yıllar sonra Philadelphia Deneyi sırasında da olmuştu. Aslında gemicilerin başına gelen olay daha uzun sürmüştü ve sonu da felaktlerle bitmişti. Tesla’nın gizli deneyi Tesla kadar insancıl olmayan ellerde devam etti. Tesla’nın araştırmalarıyla ilgili bu kötü dedikoduları bir yana bırakıyoruz, umarım bir gün bu sırlar doğru bir şekilde tamamen ortaya çıkar...[18]

Kişisel yaşamı [değiştir]

Nikola Tesla görünüş olarak narin yapılı, beyaz tenli, mavi gözlü ve dalgalı kahverengi saçlıydı. Her zaman resmi giyinmesi ilgi çekici bir özelliğiydi.
Nicola Tesla saplantılı biriydi, garip huyları ve fobileri vardı. İşlerini üçerli gruplar halinde yapardı, ve numarası üçe tam bölünebilen bir otel odasında kalmak konusunda ısrarcıydı. Nicola Tesla mücevherden, özellikle inci küpelerden iğrenirdi. Temizlik ve hijyen konusunda çok titizdi. Yuvarlak nesnelere ve kendisininki dışında insan saçına dokunmaktan hoşlanmazdı. Aynı zamanda inanılmaz bir hırsa sahipti, başladığı işi bitirmeden rahat uyuyamadığını söylemekteydi.
Nicola Tesla güvercinlere özel bir ilgi duyardı. Parkta beslediği güvercinler için özel yemler sipariş eder ve güvercinlerin bazılarını otel odasına getirirdi. Hayvanları severdi.
Resmi yemekler dışında her zaman yalnız başına yemek yerdi, ve hiçbir koşul altında bir bayanla tek başına yemek yemezdi.
Nicola Tesla hiç evlenmedi. Bekar ve aseksüel olmasının bilimsel yeteneklerine yardımcı olduğunu düşünüyordu.
Kolay öfkelenen Nicola Tesla ile, Thomas Edison Waterside Enerji Tesisi ve Allis Charmes Fabrikasındaki araştırmalarında onunla çalışan bazı mühendis ve yardımcıları arasında ortaya çıkan sürtüşme, aleyhine oldu. Bugün, düz rotorlu Nicola Tesla türbinlerinin sonucu hakkında hiçbir bilgimiz yoktur.
Yıllar geçtikçe, ondan, gittikçe daha az haber alınmaya başlandı. Bazen gazeteci ve biyografi yazarları onu arayıp röportaj yapmak istiyorlardı. Gittikçe garipleşti, gerçeklerden uzaklaştı, aldatıcı hayalciliğe yöneldi. Not alma alışkanlığı edinmemişti. Her zaman tüm araştırma ve deneylerine ait tüm bilgiyi aklında tutabildiğini iddia ve ispat etti. 150 yıl yaşamaya kararlı olduğunu ve 100 yaşının üstüne eriştiği zaman, araştırma ve deneyleri sırasında topladığı bütün bilgiyi etraflıca anlatarak, anılarını yazacağını söyledi. II. Dünya Savaşı sırasında öldüğü zaman, kasasına askeri yöneticiler el koydular ve kayıtların cinsine ait herhangi bir şey duyulmadı. [19]
Nicola Tesla'nın kendine özgü bir tutarsızlığı da, kendisine iki şeref unvanı verildiği zaman ortaya çıktı. Birini reddetti. 1912'de Nikola Tesla ve Thomas Edison'un 40.000 $'lık Nobel Ödülü'nü paylaşmaya seçildikleri açıklandı. Nicola Tesla, bu ödülü de reddetti. Her nasılsa, Thomas Edison'u sevenler tarafından kurulan AIEE Edison madalyasını 1917'de Nicola Tesla'ya layık görüldüğünde, bunu kabul etmeye yanaşabildi.[20]
...Beş duyusunun aşırı hassalaşması ve bundan dolayı çektiği sıkıntılar konusunda şöyle demiştir; "Yakından ve uzaklardan gelen kükreyen sesler beni korkuya sürüklüyordu ve bunların ne olduğunu bir türlü ayırt edemiyordum. Güneş ışınlarının önü periyodik olarak kesildiğinde bu beynim üzerinde öylesine büyük bir güç alanı yaratıyordu ki kendimden geçiyordum. Bir köprü ya da bunun gibi bir yapının altından geçebilmek için tüm irademi zorlamam gerekiyordu çünkü kafatasım üzerinde dayanılmaz bir basınç hissediyordum. Karanlıkta bir yarasa kadar duyarlı olabiliyordum, metrelerce uzaklıktaki bir nesnenin varlığını alnımda hissettiğim bir ürperti sayesinde fark edebiliyordum...[6]

Tesla'nın hisleri oldukça kuvvetliydi. Birçok kere alevler çatırdamaya başlar başlamaz uykusundan uyanarak komşularını kendi evlerinde çıkmak üzere olan yangınlardan kurtarmıştı. Kırk yaşlarında, Colorado'da bir şimşek deneyi üzerinde çalışırken neredeyse bin kilometre ötedeki gök gürlemelerini duyduğunu iddia etmişti, asistanları ise ancak üç yüz kilometre uzaklıktakileri duyabiliyorlardı. Ama hastalığı sırasında hissettikleri tesla'nın bile standartlarının üzerindeydi. Birkaç oda uzaklıktaki bir saatin tik tak seslerini bile duyabiliyordu. Odasında dolanan bir sineğin vızıltısı kulak zarlarını patlatacak gibi oluyordu. Birkaç kilometre öteden geçen bir at arabası neredeyse bütün vücudunu titretiyordu. Elli kilometre öteden geçen bir trenin düdüğü oturduğu sandalyeyi öylesine titretiyordu ki duyduğu acı dayanılmaz oluyordu. Ayaklarının altındaki zemin sürekli oynuyordu. dinlenebilmek için yatağının altına kauçuk minderler koyuyordu. [6]

Nikola Tesla ve Thomas Edison [değiştir]

Nicola Tesla'nın aradığı fırsat ve şans kolayca eline geçmedi. O zamanlar New York'da Pearl caddesindeki ilk laboratuvarında akkor lambası için pazar aramakla meşgul olan Thomas Edison'a rastladığı zaman Nicola Tesla, gençlik heyecanıyla, kendisinin bulduğu alternatif akım sisteminin açıklamasını yaptı. Bu düşünceyi derhal ve tamamen kestirip atan o büyük adam, "Sen teori üzerinde vaktini harcıyorsun" dedi.
Edison ile aralarında olan anlaşmazlıklar hep anlatılmaktadır. Bazı kaynaklarda geçerliliği ispatlanmasa da Edison'un Tesla'nın projeleri çaldığı iddia edilir.
... Tesla, Edison’un ofisine gider ve kendisiyle tanışarak yanındaki tavsiye mektubunu verir. Mektupta şöyle yazmaktadır: “Dostum Edison; iki büyük adam tanıyorum ve biri sizsiniz. Diğeri ise bu genç adam!”. Edison’a çalışmalarından ve AC akım planından bahseder. Edison AC fikriyle fazla ilgilenmez. Edison ve Tesla’nın benzer birçok özelliği vardır. Her ikisi de kısa uyku molaları ile günlerce aralıksız çalışabilmektedir. En büyük farkları ise; Tesla ilham ve imajinasyon yoluyla buluşlarını gerçekleştirmektedir, Edison ise deneme-yanılma yoluyla. Tesla, Edison tarafından kendisine verilen görevi birkaç ay içinde tamamlar. DC santralindeki sorunları çözmüştür. Edison’un kendisine söz verdiği ücreti talep ettiğinde, Edison şaşırmış bir şekilde “tam bir Amerikalı gibi düşünmeye başladığında Amerikan şakalarından da anlayabileceğini” söyler ve bir ücret ödemez. Tesla derhal istifa eder. Kısa süren birlikte çalışma dönemini, uzun süreli bir rekabet izleyecektir.[4]

Nikola Tesla ve J.P. Morgan [değiştir]

1904 Mart'ı, Elektrik Dünyası ve Mühendisliği Dergisinde, Nicola Tesla, Kanada Niyagara Enerji firmasının telsiz enerji iletimi sistemini uygulamasını istediğini ve bunun için 10 milyon Volt'luk gerilimde 10.000 beygir gücü dağıtabilecek bir sistem kullanmayı istediğini açıkladı.
Niyagara Projesi kağıt üzerinde belirtilen gibi asla gerçekleşmedi fakat küçük bir bir elektrik santrali kuruldu. Fakat, gösterişli Long Island'ın kaderine etki yaptı.
Tesla ‘ nın en önemli projesi Kablosuz Enerji İletişimi idi..20 adet ampulü kablo olmadan 25 mil uzaktan yakabildiği kayıtlara geçmiştir.. [21]
Nicola Tesla, ilk defa elektriğin bir kaynaktan çevreye yayılarak kablosuz ve çok yüksek miktarlarda iletimi söylemiştir. Kağıt üstünde bunu ispatlayan Nicola Tesla daha sonra yaptığı deneylerle de bunu göstermiştir. Kendisinin elinde kablosuz yanan bir ampül tutan fotoğrafı bulunmaktadır. Bu projenin patentini aldıktan sonra Nicola Tesla'nın en büyük destekçisi J.P. Morgan bu kablosuz enerji iletimi ile şirketin ekonomisinin batacağını anlamış ve finansman desteğini kesmiştir. Eğer destek o gün kesilmeseydi, günümüzde insanlar elektriği ücretsiz bir şekilde kablosuz olarak kullanabilecekti.

Öngörü Yeteneği [değiştir]

Bu sırada Nicola Tesla (1904), Mors koduyla sınırlı olan büyük endüstrinin geleceğine ait, uzak görüşünü açıklayan kuramsal broşürünü yayınladı. Bu broşür, Nicola Tesla'nın kahin olduğuna herkesi inandırdı. "Dünya çapında telsiz sistemi"nde, çeşitli olanakları sağlayacak olan özellikler açıklanıyordu. Broşürde, telgraf, telefon, haber yayını, borsa görüşmeleri, deniz ve hava trafiğine yardım, eğlence ve müzik yayını, saat ayarı, resimli telgraf, telefoto ve teleks hizmetleri ile, Nicola Tesla'nın sonradan oluşumunu gördüğü radyo sitesi anlatılıyordu..

Ölümü ve Sonrası [değiştir]

Sıradışı bir karaktere sahip olan Tesla, para yönetiminde hiçbir zaman başarılı olamadı. Hayatının son yıllarını borçlarından kaçmak için sürekli otel değiştirerek geçirdi. 7 Ocak 1943 tarihinde 86 yaşındayken New Yorker Oteli'nin bir odasında kalp yetmezliği sebebiyle hayata veda etti. Ölmeden önce teleforce silahı adını verdiği bir çalışma yürütmekte olan Tesla'nın bütün dokümanlarına ABD hükümeti tarafından el konuldu. [22].

Nikola Tesla müzesi Belgrad, Sırbistan

Nicola Tesla ile ilgili bir teori [değiştir]

Nicola Tesla'nın çalışmalarına göre daha önce belirtildiği gibi elektromanyetik dalgalar ile enerji transferi mümkündür. Aynı zamanda bu dalgalar çeşitli iklim değişiklikleri ve depremler meydana getirebilir. Bu deneyler günümüzde bir çok doğa olayının arkasında birilerinin bu deneyler üzerinde çalışmadığını düşünmeyi gerektirmektedir. Belki elektrik alanında bu kadar otorite birinin günümüzde çok az tanınmasının nedeni tanınmasının istenmemesidir. Eğer FBI, Nicola Tesla'nın bütün formüllerini ve çalışmalarını halka açıklasaydı bu şekilde belki de tsunami, ani iklim değişiklikleri ve bunun gibi olaylar açıklanabilir, arkasında kimler olduğunu öğrenilebilirdi.[23]
... Askeri haberalma’daki yıllarımda Tesla’nın çılgın fikirlerini temel alan bazı gizli çalışmalara ve araştırmalara şahit oldum. Amerika ve Rusya 1970'lerin başından beri zerre ışınlı RF (radyo frekansı) silahlarını kullanıyorlar. Tıpkı Teslanın diğer çalışmalarını dünyanın kullandığı gibi....[24]

ABD Savunma Bakanı genel sekreteri William Cohen, 28 Nisan 1997 tarihinde, Georgia Üniversitesi'nde "Terörizm, Kitle İmha Silahları, Kitlesel İmha ve ABD Stratejisi" üzerine konferansta aşağıdaki sözü söylemiştir;
... Bazılarının; elektromanyetik dalgalar yolu ile iklimleri değiştirme, depremler yaratabilme , volkanları harekete geçirebilme yeteneğine sahip silahlar geliştirdiğini biliyoruz...

KAYNAK:http://tr.wikipedia.org/wiki/Nikola_Tesla 






Kendi Çalışmalarım

Kendi Çalışmalarım
2015

Kendi Çalışmalarım

Kendi Çalışmalarım
2015

Kendi Çalışmalarım

Kendi Çalışmalarım
2015

Kendi Çalışmalarım

Kendi Çalışmalarım
2011

Kendi Çalışmalarım

Kendi Çalışmalarım
2009

Kendi Çalışmalarım

Kendi Çalışmalarım
2007

Kendi Çalışmalarım

Kendi Çalışmalarım
2008

Kendi Çalışmalarım

Kendi Çalışmalarım
2015

Kendi Çalışmalarım

Kendi Çalışmalarım
2009